“Kuto” herkesi uyarıyor! “Rehavete kapılma!”- Veysi Sarısözen

2013-03-25 12:10:01
Yazdir

“Rehavet” ne demektir?

“Rehavet”, tembellik demektir, uyuşukluk demektir, dikkatin gevşemesi, sorumluluk duygusunun aşınması, aklın uykuya dalması ve en kötüsü de şahsiyet gücünün zayıflaması demektir.

Büyük kavgalardan ve savaşlardan sonra, yorgun halklarda görülen rehavet ise rehavetlerin en tehlikelisidir…

Şu anda Türkiye’de ve Kürdistan’da barış isteyen halkların böyle bir rehavete kapılıp kapılmadığını bilmiyorum. Bunu anlamak kolay değil. Ama ne demişler, “sanatçıdan al haberi!” Özgür Gündem’de “Qırıx”ta “Kuto” beni uyandırdı. Sanatçı ta uzaklardan kendi toplumunun nabzını elinde tutuyor. Siyasi mücadeleyi yürütenler, halkın psikolojisini anlamak için, gözlerine sanatçının “gözlüğünü” takmalıdır.

“Kuto” kendi “ailesini” şöyle uyarıyor: “Hop hop hop, ne oli? Başqan daha müzakereye bile geçmemişken nedir, sanki Kürdistan qurulmuş gibi bi havaya giriyiz. Baqiyem de hemen bi gevşeme, bi kendini qoyverme…Yanlış!”

“Kuto” Kürdistan’ın ve tüm barışsever insanların sağduyusudur.

“Kuto”nun kendi ailesine yaptığı uyarı o kadar önemlidir ki, onun uyarısını dikkate almayanlar barış mücadelesini kaybederler.

“Kuto”nun “rehavet” denilen belaya karşı yaptığı uyarısını büyük bir dikkatle okuduğum sırada, ANF’ye şu haber düştü:

“Alınan bilgilere göre bugün sabah saatlerinde Türk savaş uçakları sınır ihlali yaparak gerillanın denetimindeki Behdinan bölgesi içerisinde bulunan Kurajaro, Avaşin, Geliyê Balinda ve Muzira alanları üzerinde uçuş yaptı. Uçakların bombalamada bulunup bulunmadığı konusunda bilgi alınamadı.
Ayrıca bir insansız hava uçağının (Heron) saat 09.00'dan bu yana gerilla alanları üzerinde dolaştığı da edinilen bilgiler arasında.”

Şimdi anlayacağız: 21 Mart’dan sonra bir rehavet durumunun toplumu gevşetip gevşetmediğini göreceğiz.  Toplumun rehavete kapılmasına karşı hepimizin neler yapıp, neler yapmadığımız da şu haber karşısında takınılacak tavırla ortaya çıkacak…

Şimdi kararlı bir sese ihtiyaç var. Türkiye Cumhuriyeti Devletine şu söylenmelidir: 
“Uçaklarını indir! Kürdistan hava sahasını ihlal etmekten vazgeç! Karşılıklı ateşkes durumunda savaş uçaklarını gerilla bölgelerinin üzerinde uçurtmak, insansız hava araçlarıyla keşif yapmak tehlikeli bir kışkırtmadır.”

Bu sözler öyle “fısıltıyla” değil, “diplomasinin” çelebi diliyle değil, gürültüyle dile gelmeli. 

“Bu uçakların Kürdistan hava sahasında ve gerilla bölgelerinde işi ne?” 

Bu soru sorulmalıdır.

Biliyorum, “rehavete kapılmış” olan kişi, içinden şöyle demekte: “Büyütmeyelim, devlettir uçağını uçuracaktır, keşfini yapacaktır…Bomba atmıyor ya…”

İşte bu “rehavetin” zehirleyici sonucudur.  

Şimdi Kuzey dağlarında mevzilenmiş gerilla ne düşünecek? 

“Çekileceğimiz anayurt topraklarımızın üzerinde Türk devletinin savaş uçakları uçuyor, insansız hava araçlarıyla keşifler yapılıyor? Acaba neden bütün bunlar oluyor? Savaş uçaklarının Medya Savunma Alanlarında uçması bir tehdittir; insansız hava araçlarının keşif yapması bir saldırı hazırlığıdır. Bu ne biçim ateşkestir? Bu ne biçim iştir?”

Evet. Onlar haklı olarak böyle diyeceklerdir. 

Biz birbirimize, “aman şu barış sürecine zarar vermeyecek bir dil kullanalım” diye uyarı üstüne uyarı yapıyoruz. Kürt özgürlük hareketinin en radikal insanları ve bu hareketle ittifak kurmuş en “radikal” sosyalistler bile dillerine “fren” yaptırmış. Herkes “yeni dönemin” istikrar kazanmasına kitlenmiş. 

Hükümet ise, bırakalım bağırıp çağırmayı, ses hızını aşan savaş uçaklarının semada yaptığı patlamalarla Türkiye sınırları dışındaki gerillaların üzerinde güç gösterisi yapıyor.

Amed’den kalkan ve sınırı aşıp gerilla alanları üzerinde uçan her uçak, barış sürecine karşı yapılmış büyük bir suikasttir. Kürt halkının devlete güveni yok. Bunu herkes biliyor. O halde ve o nedenle sınırı aşan her uçağın, barış sürecine karşı bir provokasyon olduğunu nasıl bilmiyor? 

Eğer gerilla “sınır dışına” çekilecekse, Türk devleti de kendi sınırlarının içine çekilmelidir. Barışın en önemli şartlarından birisi de budur. 

TBMM’de barıştan yana herkes, hükümetin “sınır ötesi” her türlü operasyonunu, her türlü “sınır ihlalini” durdurmak için harekete geçmelidir. 

Hükümete açıkça şu söylenmelidir: Uçaklarını ve askeri güçlerini kendi sınırlarının içinde tut. Sınırı ihlal eden her uçak, barış sürecine karşı atılmış bir bombadır. 

Rehavet barış süreci bakımından en büyük tehlikedir. “Bomba atmayan” uçağın sınır ihlaline ve gerilla üzerinde güç gösterisine sesini çıkartmayanlar, yarın “bomba atan” uçağa karşı ses çıkaracak gücü kendilerinde bulamazlar.

URFA (DİHA) - Urfa'nın Suruç ilçesine sığınan halka polisin müdahalesi ile başlayan ve bu saatlere kadar süren müdahale ve çatışmaların Suruç'un Aligor Beldesine de sıçradı.

Suruç'a müdahale ile birlikte 20.00 sıralarında Aligor'da polis müdahalesi ile başlayan olaylar devam ediyor. Aligör beldesindeki Suruç caddesi üzerinde gençlerle polisler arasındaki çatışmalar devam ediyor. Caddenin bir başında gençler caddeyi trafiğe kaparak barikatlar kururken, caddenin öte başında da polislerin panzerleri eşliğinde bekleyişleri sürüyor. Gençler ile polis arasında yer yer çatışmaların yaşandığı belde de çok sayıda TOMA, Panzer Çevik Kuvvet Polisi ve Özel Harekat Timleri de sokakları tutmuş durumda. [...]

Kobanê'ye saldıran çetelere Türk devletinin açık desteği köylülerin anlatımıyla bir kez daha doğrulandı. Kobanêli köylüler, saldırının başladığı 15 Eylül gecesi binlerce çete üyesinin otobüslerle sınıra getirildiğini ve askerlerin gözetiminde Rojava'ya geçirildiğini anlattı. [...]

IŞİD çetelerinin Rojava’nın Kobanê kantonuna saldırısı ve AKP’nin çetelere verdiği destek Kürdistan ve Türkiye’de birçok merkezde binlerce kişinin katıldığı eylemlerle protesto edildi.  Eylemciler YPG’ye ve Kürt halkının direnişine ve Kobanê’ye de destek verdi.

Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) çetelerinin katliamları ve AKP’nin verdiği desteğe öfke duyan yüz binlerce kişi, Türkiye’nin dört bir tarafında sokağa çıkarak tepki gösterdi.

ŞEMDİNLİ: Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde, DBP öncülüğünde gerçekleşen yürüyüşüne katılanlar "Roava devrimini selamlıyoruz", "Vur YPG vur Kürdistan'ı kur" sloganları attı. [...]

*Topraklarını işgal etmek isteyen IŞİD çetelerine karşı ilan edilen seferberlik ile Kobanê'de Velid, Aziz, Hamê ve Veysi isimli dört kardeş ile babaları Ahmedê Yebsê, YPG saflarında yer alarak cephelerde savaşıyor. Üç cephede de savaşan kardeşlere babaları ise lojistik destek sağlıyor. Baba Yabsê, "Dört oğlum ve ben Kobanê için şehit olmaya hazırız" diyor.

* Kobanê Kantonundan gelip sınırın bu tarafına ailelerini bırakıp cepheye geri dönmek isteyen Kobanêlî yurttaşlara geri dönüşler yasaklanırken, IŞİD kontrolünde bulunan Tel Abyad ise girişler serbest çıkış yasak. İki gün önce iki gencin Tel Abyay'da IŞİD saflarına katılmak üzere sınırdan giriş yaptığı öğrenildi. [...]

YPG, Kobanê direnişinde yaşamını yitiren 6 savaşçının kimliklerini açıkladı.

YPG resmi internet sayfasında yapılan açıklamada, IŞİD saldırılarına karşı 7. Gününe giren direnişin devam ettiği vurgulandı.

YPG devamla 19 Eylül’de Bexdê köyünde yaşamını yitiren YPJ’li Peyman Kobanê ile 21 Eylül’de Til Meydan, Boxaz ve Qemçê köylerinde yaşamını yitiren 5 savaşçının kimlik bilgilerini açıkladı.

Buna göre yaşamını yitiren YPG/YPJ savaşçılarının kimlik bilgileri şöyle:

 -Peyman Kobanê kod adlı Emîra Şahin

-Baran Serhad kod adlı YPG savaşçısı. Til Meydan köyünde fedai eylemle yaşamını yitirdi. [...]

Yukarı Uç Dostum Yukarı Uç Dostum Yukarı Uç Dostum Yukarı Uç Dostum
Powered by bestanuce.com & Copyright 2012-2014 info@bestanuce.com

Bestanuce1.comon Google+